
ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ
Klasik dönemin ardından yaklaşık olarak 18-19.yy’ı kapsayan Romantik dönem gelir. Bu dönemde müzikte yapısal değerler ve kurallar gevşemeye başlar.
Klasik dönemin kuralları yavaş yavaş yerini romantizm ‘e bırakır. Aslında romantik etkiler birazda klasik dönemin sert ve katı oluşuna ir tepki olarak ortaya çıkar.
Romantik dönemde humanite ‘nin öne çıktığı dikkat çeker. İnsani özelliklerin ve doğaya ait özelliklerin olduğu müzik ve sanatlar yapılmaya başlar. Müzik yumuşamış ve öznellik ön plana çıkmıştır. Duygu yoğunluklu eserler sevilmeye başlar. Klasik dönem özellikli eserler de veren Chopin ve Schumann’ın eserleri romantik dönemin özelliklerini çarpıcı şekilde içinde barındıran eserlerdir. Beethoven ise daha çok kendine özgü besteler yapmıştır. Dönem etkilerinden bağımsız, duygu içerikli besteler yapar. Beethoven ‘ı tam bir döneme oturtmak ve eserlerinde dönem özellikleri aramak zordur. Kendine has bir sanatçıdır.
Romantik döneme ait eserler Almanya ve Orta Avrupa’da verilmeye başlar. Bir kısım sanatçıya göre müzik artık üst tabakanın eğlencesi olmaktan çıkarılmış herkesin dinleyebileceği bir yapıya bürünmüştür. Böyle düşünen sanatçıların başında Alman besteci Richard Wagner vardır. Wagner müziği alışılmış armonilerden uzaklaştırarak sıra dışı armonilerle bezeli şekilde sunar. Bu dönem Alman Romantizmi olarak tarihe geçer. Wagner’in çevresinde toplanan ve düşüncelerini benimseyen sanatçılar romantik akımı sürdürür ve müziği çok da zorlamamak gerektiğine inanarak müzik yaparlar. Yumuşak, duygu içerikli, klasik katı kalıplardan uzak, esnek besteler yaparlar. Wagner’in düşüncelerini sürdüren Gustave Mahler ve Richard Strauss gibi büyük besteciler sayılabilir. Bu besteciler orkestralar için önemli senfoniler yazmıştır. Dönemin en çarpıcı isimlerinden biri de Çaykovski’dir. Romantik, duygusal bestelerle öne çıkmış bir sanatçıdır.
Bu dönemde bir grup sanatçı da Klasik tarzı benimseyen Brahms’ın düşüncelerini kabul ederler. Klasik dönemin kuralcı ve kalıplı anlayışını sürdürürler. Esneklikten uzak belli ölçüler içinde müzik yapmaya devam ederler.
Bu dönemde ayrıca müzik artık pek çok alana yayılmıştır. Halk hikayeleri içeren halk şarkıları yapılmaya başlar. Özellikle Rusya’da ortaya çıkan bu akımın önemli temsilcileri Aleksandr Borodin ve Nikolay Rimski Korsakof’dur. Halk öykülerini eserlerinde konu olarak kullanmışlardır.
19.yy’a gelindiğinde Barok dönemde yayılmaya başlayan opera hız kazanır. Opera bestecileri ortaya çıkar. Rossini, Verdi gibi romantik yapıyı kullanan besteciler operalar bestelemeye başlar. Dönemin en çarpıcı operalarını yazan sanatçı ise Wagner’dir. Güçlü orkestranın yanı sıra güçlü şarkılar bestelemiştir. Eserlerinde konu olarak ise edebiyattan ve felsefeden konu ve düşünceleri almış, yorumlamıştır. Yaptığı bu farklı tarzdaki müziğe bir de isim vermiştir. “Müzikli Drama”.


TÜRKİYE'DEN
> ‘The 12 Tenors’ Yeniden Türkiye’de
> ‘İstanbul Tango Ritual’ Kasım’da Başlıyor
> Fatih Erkoç & Kerem Görsev Ortak Albümde
> Somali İçin Ajda Pekkan Konseri
> Yıldız Usmanova Konseri Arena’da
DÜNYA'DAN
> Fazıl Say Oxford Oda Müziği Festivalinde
> Yüzyılın
İkonu Paul Anka İstanbul’da
> Bağımlılar Yararına Winehouse – Bennett Single
> Simon Bolivar Orkestrası İstanbul’da
> America Folk Grubu’ndan Bir Yıldız Kaydı
> Amy Winehouse Hayata Gözlerini Yumdu
EĞİTİM KADROMUZ